CHP GENEL BAŞKAN YARDIMCISI VE PARTİ SÖZCÜSÜ BÜLENT TEZCAN’IN BASIN AÇIKLAMASI (07 MAYIS 2018)  
07.05.2018
22525
Yazı Boyutu: A- A+
CHP GENEL BAŞKAN YARDIMCISI VE PARTİ SÖZCÜSÜ BÜLENT TEZCAN’IN BASIN AÇIKLAMASI (07 MAYIS 2018)

Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Tezcan Genel Merkezde düzenlediği basın toplantısında şunları kaydetti:



Değerli basın mensupları, hepiniz hoş geldiniz. Merkez Yönetim Kurulu toplantımızı tamamladık. Biliyorsunuz kampanya süreci çok yoğun, hareketli ve hızlı bir biçimde geçiyor. Geçen hafta çok hızlı, hareketli bir gündemi birlikte takip ettik.

Cumhurbaşkanlığı seçim kampanyasını resmen ilk başlatan siyasi partiyiz. Geçen hafta 4 Mayıs Cuma günü Cumhurbaşkanı adayımız Sayın Muharrem İnce’nin hem adaylığını açıkladık, hem seçim kampanyasını başlattık, hem de ilk mitingini yaparak Türkiye genelinde çalışmalarına başladı. 4 Mayıs Cuma günü hayırlı bir gün, 23 Nisan 1920 bir Cuma günüydü TBMM o gün açılmıştı Hacı Bayram Camii’nde kılınan Cuma namazının ardından Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk ve İstiklal Savaşının büyük kahramanları Birinci Meclisi açarak Türkiye’de milletin gücü ve iradesiyle bir gelecek planlamasının ilk adımını atmışlardı. Aradan geçen 98 yıl sonra TBMM’yi etkisiz kılmak isteyen, sadece sembolik bir meclis haline getirmek isteyen anlayışa, tek adam rejimine, 20 Temmuz sivil darbesine karşı tekrar Türkiye’de çoğulcu demokrasiyi güçlü bir şekilde kurmak, Türkiye’nin çoğulcu demokrasisini tesis etmek üzere çıktığımız yol yine bir Cuma gününe tesadüf etti. Millet Meclisini güçlü bir şekilde sağlayacak yolculuğumuzun en önemli kavşak noktası da 24 Haziran. İkinci tura kalması halinde de 8 Temmuz tarihleri olacak ve Türkiye çoğulcu demokrasiyi kurmanın önemli adımını o gün atacak.

Değerli arkadaşlar, bizim Cumhurbaşkanı adayımız Sayın Muharrem İnce hem Türk siyasetinin tanıdığı, hem enerjik ve dinamik yapısıyla halkın büyük kesiminin takdir ettiği bir siyaset emekçisi. Bugüne kadarki birikimi ve bundan sonraki çizgisi de gösterecektir ki, Türkiye’nin çoğulcu demokrasisini kurma sürecinde milletin takdiriyle Allah’ın izniyle 24 Haziran’dan sonra Türkiye’de yeni bir dönemi başlatıp çoğulcu demokrasiyi birlikte tesis edeceğiz.

Adaylık açıklamasında çok önemli bir şey vardı, milletimizin de dikkatlerinden kaçmadı. O da neydi? Parti rozetini çıkardı Genel Başkanımıza teslim etti, Türk Bayrağı rozetini de Genel Başkanımız adayımızın yakasına taktı. Biz bütün milleti kucaklayan bir Cumhurbaşkanı istiyoruz. Biz sadece bir parti aidiyetiyle toplumu bölen ve kutuplaştıran bir Cumhurbaşkanı değil, millete aidiyetiyle sembolize olmuş, bütün milletle bütünleşmiş, ayırmayan, birleştiren bir Cumhurbaşkanı istiyoruz ve attığımız ilk adımda da Türk Bayrağı rozetiyle inşallah 24 Haziran ya da 8 Temmuz’da seçildiğinde yine aynı kucaklayıcılıkla 81 milyonu kucaklayan bir Cumhurbaşkanı olacak.

Değerli arkadaşlar, geçtiğimiz hafta sadece Cumhurbaşkanı adaylığı ve Cumhurbaşkanı seçimiyle ilgili bir adım değil, ikinci önemli bir adım daha attık, güçlü meclis kuvvetler ayrılığı esasına dayalı bir sistem, kutuplaşmaya karşı uzlaşma siyasetini yerleştirecek bir anlayışı hayata geçirecek önemli büyük bir başka adım daha attık o da Millet İttifakının kurulması ve Yüksek Seçim Kuruluna Millet İttifakı Protokolünün verilmesidir. 4 siyasi parti bir araya geldi, Cumhuriyet Halk Partisi, İYİ Parti, Saadet Partisi ve Demokrat Parti, 4 siyasi partinin 3’ü resmi olarak Millet İttifakı adı altında ittifak protokolünü imzaladı. Demokrat Parti de bu ittifak protokolünün destekçisi ve bir parçası olarak İYİ Parti listelerinden seçime katılma kararı aldı. Türkiye’de baraj etkisini ortadan kaldırmak, adil seçim, temsilde adaleti sağlamak, adalet ve huzuru gerçekleştirmek, demokrasi eseninde bir büyük buluşmayı sağlamak üzere milleti temsil eden bütünleştirici Millet İttifakının imzasını attık. 24 Haziran seçimlerinde Millet İttifakının sandıkta ezici bir çoğunlukla çıkacağını ve Türkiye’nin şu ana kadar parlamentoyu, meclisi, milli iradeyi devre dışı bırakmaya dönük tek adam rejimi uygulamalarını demokrasiden, milletten aldığı güçle yerle bir edeceğini hep beraber göreceğiz. Bir yeni ve büyük başlangıcın adımı olacak. TBMM’de bu demokrasi ittifakının, millet ittifakının bu güçlü sesiyle Türkiye’de demokrasiyi, çoğulcu demokrasiyi, kuvvetler ayrılığına dayalı rejimi hep beraber inşa edeceğiz.

Değerli arkadaşlar, bu hayırlı ve güzel işler olurken tabi ki, tek adam rejimi kendi iktidarını sürdürebilme telaş ve kaygısına düştü. Telaş etmeye başladılar. İktidar zemininin ayaklarının altından kaydığını görerek telaş etmeye başladılar, iktidardan gitmemek için askeri vesayeti çare olarak görüp askeri vesayete başvurdular. Cumhurbaşkanlığı sözcüsü, saray sözcüsü İbrahim Kalın ve Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar sarayın talimatıyla ismi adaylıkta geçen önceki Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ü telkin ziyaretinde bulundu. Böyle bir ortamda, böyle bir atmosferde, böyle bir kamuoyunda bu ziyaretin anlamı çok açıktır. Türkiye yıllar sonra saray talimatıyla bir yeni Ali Fuat Başgil olayıyla karşı karşıya kalmıştır. Siyasete üniforma sokulmuştur, üniformayla siyaset tehdit edilmiştir, üniformayla millet tehdit edilmiştir. Türk Silahlı Kuvvetlerinin Türk milletinin önemli kutsal üniforması siyasetin bir parçası haline getirilip ne yazık ki kirletilmiştir. Bu konuda yapılan açıklamaların hiçbir inandırıcılığı yoktur. Ziyaret teyit edilmiştir ve bu noktada telkin eden tek adam rejiminin temsilcisi Erdoğan’dan hala bir açıklama gelmemiştir. Askeri vesayet bu seçimleri dizayn etmeye soyunmuştur. Erdoğan ve birlikte hareket ettiği tek adam koalisyonunun sözcüsü Bahçeli askeri vesayetten medet umar hale gelmişlerdir. İktidarlarının devamını askeri vesayette arar hale gelmişlerdir. Siyasette yeni 28 Şubatçılığa soyunmuşlardır. Yeni bir 28 Şubat elbisesi giymişlerdir. Bu ziyaret, bu telkin görümündeki tehdit ziyareti aslında 20 Temmuz sivil darbesinin askeri ayağının tamamlanmasıdır. 20 Temmuz sivil darbesi üniforma giymiştir. Bu tehdit ve telkin ziyaretiyle 20 Temmuz sivil darbesi üniforma giymiştir ama çare yok, telaş etseler de, çaba harcasalar da ne yaparlarsa yapsınlar millet önce 24 Haziran’da, ikinci tura kalırsa, kaldığı zaman da 8 Temmuz’da sandığa gidecek ve askeri vesayet heveslerini boşa çıkaracaktır. Milletin iradesi yeni 28 Şubatçıların askeri vesayet hevesini kursaklarında bırakacaktır. Milletimize güveniyoruz, siyasette askeri vesayetten medet umanların ikbal ve istikbali olmamıştır, bunların da ikbal ve istikbali olmayacaktır.

Mesele sadece askeri vesayet girişimiyle, telkinle kalmamıştır hemen iki gün önce tek adam koalisyonunun sözcüsü Devlet Bahçeli bu kez milleti tehdit, şantaj ve iftira siyasetiyle korkutmaya çalışmıştır. Cumhurbaşkanı adaylığı için ortaya çıkan adaylara milletin, vatandaşın, seçmenin serbest iradesiyle gidip imza vermesinden korkan tek adam koalisyonu, koalisyon sözcüsü Devlet Bahçeli’nin ağzından FETÖ’nün seçmen ayağı diye imza verenler FETÖ’cülükle tehdit edilmiştir. Tehdit yoluyla imza toplanması önlenmek istenmiştir, şantaj ve iftirayla imza toplanması önlenmek istenmiştir. Amaç rakipsiz bir yarıştır, rakipli bir yarıştan korktukları için, demokratik bir yarıştan korktukları için, eşit ve adaletli bir yarıştan korktukları için bütün hukuk dışı yöntemleri kullanarak, bütün zorbalıkları, tehdit, şantaj ve iftira yöntemlerini kullanarak rakipsiz bir yarış peşindedirler ama millet bu girişimlerini de boşa çıkarmıştır. Hazin ve komik bir tabloyla karşı karşıyayız. FETÖ’nün siyasi ayağının kuyruğuna takılan Sayın Devlet Bahçeli, FETÖ’nün siyasi ayağının kuyruğuna takılmaktan herhangi bir rahatsızlık duymamıştır. FETÖ’nün siyasi ayağıyla ittifak kurmaktan herhangi bir rahatsızlık duymamıştır. Türk Silahlı Kuvvetlerinin kozmik odasına FETÖ’yü sokanlarla ittifak kurmakta bir beis görmemektedir, FETÖ’yü orduya, emniyete, yargıya, milli eğitime yerleştirenlerle ittifak kurmakta bir beis görmemektedir. Ama FETÖ’nün siyasi ayağıyla ittifak kurarken, vatandaşın özgür iradesiyle gidip ben Cumhurbaşkanı adayına imza veriyorum dediği zaman o imzaların önünü kesmek için FETÖ’nün seçmen ayağı diye seçmene iftira atmaktan sıkılmamaktadır. Çareyi seçmene iftira, şantaj ve korkutmakta arıyorlar ama o çareyi bulamayacaklar. Pennsylvania’yı mihrap yapıp oraya giderek Pennsylvania’da esas duruşta bekleyenler bugün AK Parti listelerinde hala milletvekili aday adayı olarak müracaat ettiler. Buna söyleyecek bir sözün yok mu Sayın Bahçeli? Sayın Bahçeli bu ne iştir, bu ne iştir? FETÖ’nün seçmen ayağı diye cesaretle, vicdanlarıyla gidip tercih ettikleri adaylara oy veren vatandaşı töhmet altında bırakırken; ittifak kurduğun partinin aday adayı listelerinde Pennsylvania’yı mihrap yapanları gördüğün zaman söyleyecek hiçbir sözün yok mu? Onlar hangi ayak? Bu ne ayak Sayın Bahçeli, bu ne ayak? FETÖ’nün seçmen ayağını ararken asıl buradaki ayağa bak burada başka bir ayak var. İttifak kurduğun yerdeki ayağı dikkatle takip et bilmiyorsan eğer. Ama görüyoruz ki, mesele bilip bilmeme meselesi değildir. Mesele iktidar her ne pahasına olursa olsun paçasından iktidarı bir yerde nasıl yakalayabilirim anlayışıyla milleti FETÖ tehdidiyle korkutup iktidarı sürdürebilme çabasıdır. Ama bunda başarılı olamayacaklar.

Değerli arkadaşlar, dün tek adam koalisyonunun sözcüsü, Cumhurbaşkanlığı makamını işgal eden AK Parti Genel Başkanı Erdoğan manifestosunu açıklamış. Yüzyılın komedisi. Manifestosunda diyor ki, adalet ve özgürlük vaat ediyor. Manifestosunda dar gelirliler rahatlayacak diye vaatte bulunuyor. Saymış alt alta tek tek, bunları sıralamaya gerek yok. Çünkü 16 yılda Türkiye’de neyi yok etmişlerse şimdi onları vaat ediyorlar. 16 yılda yok ettiklerini manifesto yapmış şimdi vaat ediyor. 16 yıldır bu ülkeyi sen yönetiyordun Erdoğan sen, bu millet 16 yıldır sana tek başına yönetme yetkisi verdi, bugün vaat ettiğin her şeyi bu ülkede yok eden sensin. Yok edenden çözüm çıkmaz, yok edenin vaadine kanılmaz, inanılmaz. Askeri vesayetten medet umandan demokrat olur mu? En yakın dava arkadaşının aday olabilme ihtimalinden korkarak helikopterle ona asker gönderen,  Genelkurmay Başkanını gönderen, telkin ve tehditlerde bulunanlardan ülkeye demokrasi adına hayır gelir mi, demokrasi çıkar mı? Onların bu millete verebilecekleri sadece ve sadece askeri vesayettir, zulümdür, zorbalıktır, acıdır. O yüzden 24 Haziran Türkiye’nin bu karanlıktan çıkacağı o mutlu gün olacaktır. Milletimizin neyin ne olduğunu çok iyi biliyor. Milletimiz geleceğe nasıl yürüyeceğinin bilincindedir. Başta söylediğim gibi Cumhurbaşkanı adayımızı açıkladık, Millet İttifakını Açıkladık, gümbür gümbür sel olup sandıklara akacağız, sel olup sandıklardan taşacağız. Türkiye’de siyaset kurumunu yeniden inşa edeceğiz, demokrasiyi güçlü bir biçimde tesis edeceğiz.

Hepinize teşekkür ediyorum, sorularınız varsa alabilirim.

Soru- Sayın Tezcan, milletvekilliği aday adaylığı için başvuru süresi bugün CHP’de doluyor. Bugüne kadar kaç kişi müracaat etti, süre uzatımı sözkonusu olacak mı?

Bülent TEZCAN- Gelmeden önce yaklaşık 2 bine yaklaşmıştı müracaat sayısı, sanıyorum 2 bini geçecek. Çok yoğun, son gün olması sebebiyle bugün çok yoğun bir müracaat oldu. Özellikle Cumhurbaşkanı adayının açıklanması ve millet ittifakının açıklanmasından sonra da çok yoğun taleplerin arttığını da görüyoruz. Şu anda bir uzatma düşüncemiz yok ama akşamki duruma bakar ona göre bir yeni değerlendirme yapabiliriz. Ama şu anda normal programımız çerçevesinde devam edecek.

Soru- Efendim Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın oğlu Bilal Erdoğan Muharrem İnce’nin aday gösterilmesine trajikomik bir olay dedi. Sonrasındaysa seçimler ikinci tura kalabilir dedi. Böyle bir değerlendirme oldu. Muharrem İnce de sosyal medya hesabından tepki gösterdi ama bir de sizden cevap almak isterim. Bir de HDP CHP’yi samimiyetsizlikle suçladı. Bunlar hakkında neler söylemek istersiniz?

Bülent TEZCAN- 17 – 25 Aralık sürecinde Bilal Erdoğan’ın anlama konusunda problemleri olduğunu hepimiz biliyoruz, gördük, milletimiz de gördü. Anlama konusunda problemi olanların açıklamaları üzerine çok fazla söylenecek bir söz olduğunu düşünmüyorum. Diğer sorunuz neydi?

Soru- HDP CHP’yi samimiyetsizlikle suçladı. Muharrem İnce de Sayın Demirtaş’ı ziyaret edeceğim demişti. Bunun üzerine ve ittifak çalışmalarına.

Bülent TEZCAN- HDP’nin açıklamasını bilmiyorum, duymadım, ama şunu söyleyebilirim, ne söylerlerse söylesinler biz muhalefet içerisinde bir tartışmanın parçası olmayacağız. Bizim hedefimiz iktidar, kim ne söylerse söylesin biz iktidarı muhatap alacağız, iktidar olmak istiyoruz. Muhalefette kalmak isteyen muhalefetle uğraşmaya devam edebilir.

Soru- İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener dün Mersin’de yaptığı konuşmada Meclis Başkanı İsmail Kahraman’a ve diğer AK Partili vekillere yönelik bazılarına tabi kızlarını FETÖ’cülere verdiler dedi, FETÖ suçlamasında bulundu. İsmail Kahraman’a da yine aynı şekilde damadı FETÖ’cü dedi, kaçtı dedi. Bununla ilgili, FETÖ muhabbetine girdiniz ama tekrar bir değerlendirme alabilir miyim?

Bülent TEZCAN- Yani şeyi bilemem tabi izdivaç mevzu nasıl oldu onları bilemiyorum ama bildiğim bir şey var, herkesin bildiği bir şey var, bunlar devleti FETÖ’ye teslim ettiler. Her şeyi FETÖ’ye teslim ettiler, okulları FETÖ’ye teslim ettiler, sınav sorularını FETÖ’ye teslim ettiler, öğretmenlik mesleğini, Silahlı Kuvvetleri, Silahlı Kuvvetlerin kozmik odasını FETÖ’ye teslim ettiler. Bunlar FETÖ’yle kucak kucağa devleti yok ettiler, devlet düzenini yok ettiler. Bunlar en yetkili ağızlarından Erdoğan’ın ağzından FETÖ’nün başında biz çete başı derken onu göğe, kendilerini yere koydular. Gök ne istedi de yer kabul etmedi diye kendilerini yer makamına, onu da gök makamına koydular. Onların lisanıyla ne istedilerse verdiler, memleketi kökünden ipotek ettiler, teslim ettiler FETÖ’ye. O yüzden mesele sadece izdivaçla izah edilecek meselenin çok daha ötesinde, keşke sadece izdivaçla kalsaydı.

Soru- Şimdi Sayın Kılıçdaroğlu, bugün son dediniz adaylık başvurusu için başvurusunu yaptırmadı. İYİ Parti’ye geçen CHP’li milletvekilleri var onlarla ilgili bugün de son başvuru tarihi olduğu için. Son durum nedir, bir karar alındı mı? Bir de seçim bildirgesi hazırlıkları devam ediyor diye biliyoruz. Nasıl açıklanacak, ne zaman açıklanacak bir takviminiz var mı?

Bülent TEZCAN- Adaylıklarla ilgili adaylık sürecini Parti Meclisimiz belirledi ve bu süreçle ilgili tarihleri uzatma, değişiklik yapma yetkisini Sayın Genel Başkanımıza verdi. Dolayısıyla adaylıklarla ilgili normal süre tamamlansa bile özel durumlarda bu sürenin yeniden düzenlenmesi mümkündür. 15 arkadaşımızın o demokrasi mücadelesi noktasında attıkları kahramanca adım çerçevesinde müracaat süresiyle sınırlı bir pozisyon onlar için düşünülemez bu bir.

İkincisi, Sayın Genel Başkanımız müracaat eden değil bütün müracaatları toplayandır. O yüzden Sayın Genel Başkanımızın müracaatının zamanı sorulmaz. Tabi ki müracaatını yapmıştır takdir ettiği biçimde, takdir ettiği şekilde yapılacaktır.

Seçim bildirgemiz hazırlandı, son rötuşları yapılıyor, dili son kez gözden geçiriliyor. Tabi seçim bildirgesini kamuoyuyla paylaşacağız, kamuoyuyla paylaşırken aday tanıtımıyla birlikte yapacağız. Onu da 24 Mayıs tarihinde Congresium’da seçim bildirgemizi kamuoyuyla paylaşacağız. Aday tanıtımını da aynı tarihte yapacağız. Ama ondan önce tabi seçim bildirgemizden bölüm bölüm belirli bölümlerini de yine paylaşacağız. Ama toplu seçim bildirgesinin tanıtımı aday tanıtımıyla birlikte 24 Mayıs tarihinde.

Soru- Efendim miting programıyla ilgili detaylar netleşti mi MYK’da ele alındıysa ve Sayın Muharrem İnce’yle Sayın Genel Başkanın ortak mitingi olacak mı?

Bülent TEZCAN- Bununla ilgili çalışmayı yapıyor arkadaşlarımız. Zaten Cumhurbaşkanı adayımız Sayın İnce’nin mitingleri başladı, onlarla ilgili bir çalışma yürüyor. Milletvekili adaylarının belirlenmesinden sonra yine Genel Başkanımızın da programları devam ediyor ama miting programları da milletvekili adayları belirlendikten sonra da Türkiye genelinde bir miting programı tekrar hazırlanacak. O çalışmalar sürüyor.

Teşekkür ederim arkadaşlar.


CHPnet

SİTELERİ